Türk mûsikisinde “Hâce” unvanıyla anılan Mehmed Zekâi Dede (1825–1897), mûsiki tahsiline Eyyûbî Şâhinbeyzâde Mehmed Bey ile başlayıp Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin tavassutuyla Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin talebesi olmuş, ayrıca Dellâlzâde İsmâil Efendi ve Sermüezzin Rifat Bey’den istifade etmiştir. Dârüşşafaka’daki mûsiki hocalığı ve Bahariye Mevlevîhânesi kudümzenbaşılığı ile oğlu Ahmet Irsoy, Ahmet Avni Konuk, Rauf Yektâ Bey, Hüseyin Fahreddin Dede, Subhi Ezgi ve Şevki Bey başta olmak üzere dönemin en mühim sanatkârlarını yetiştirmiştir. Dede Efendi’den sonra 19. yüzyılın en büyük bestekârı kabul edilen ve klasik tavra hocasından dahi daha sıkı bağlanan Zekâi Dede; bestelediği beş Mevlevî âyini (sûzidil, mâye, ısfahan, sûzinak, sabâ-zemzeme), kâr, beste, semâi, şuğul ve ilâhilerle 300’e yakın eseri literatüre kazandırmıştır. Hafızasındaki iki bini aşkın eseri öğrencilerine aktararak sözlü geleneği günümüze ulaştıran sanatkâr, klasik dönemin son büyük meşk pîri ve köprü şahsiyetidir.