Asıl mesleği hekimlik olan Mehmet Suphi Ezgi (1869-1962), şöhretini Türk mûsikisine yaptığı büyük hizmetlerle kazanmıştır. Küçük yaşta müzik eğitimine başlayan Ezgi; Zekâi Dede, Kanûnî Hacı Ârif Bey, Rauf Yektâ Bey ve Halîm Efendi gibi devrin büyük ustalarından dersler alarak geleneksel icra ve tambur tavrını öğrenmiştir. Tamburun yanı sıra ney, keman ve sînekeman çalan, aynı zamanda kendine has üslubuyla iyi bir hânende olan Ezgi, Hamparsum ve Batı notalarına da hâkimdir. Klasik Türk mûsikisi araştırmalarında çığır açan Ezgi, "Arel-Ezgi-Uzdilek sistemi" ile makamların ve mikrotonal ses sistemindeki perdelerin mahiyetini ilmî esaslara oturtmuştur. Yüzlerce eseri nota arşiviyle unutulmaktan kurtararak *Nazarî-Amelî Türk Musikisi* gibi eserlerle gelecek nesillere aktarmış; durak, peşrev, beste, ağır semâi ve şarkı formlarında 700'den fazla eser bestelemiş; "aşkefzâ" ve "ruhnüvâz" gibi yeni makamlar tertip etmiştir.
Bestekâr: Mehmed Subhi Ezgi