Yılmaz Karakoyunlu
129 eser
Çehrendeki tılsımda bahar lezzeti gördüm
Çehrendeki tılsımda bahar lezzeti gördüm
Çevrendeki tılsımda bahar lezzeti gördüm
Değmez bu ömür boş yere feryada gönül
Değmez bu ömür boş yere feryada gönül
Değmez bu ömür boş yere feryada gönül
Deymez bu ömür boş yere feryade gönül
Dillerde coşan bestede güftenle yaşarsın
Dönmez dediğin sevgili dönmüş geliyor
Dönmez dediğin sevgili dönmüş geliyormuş
Dost visalin leblerinde etti mahrum gönlümü
Dün Üsküdarın sahili yorgun ve hazindi
Dur gitme biraz kal beni aşkınla sevindir
Erbab-ı kelam lafzını mana ile söyler
Eteğinde Ilgazın şanlı tarih türküsü (ÇANKIRI)
Gel bu sevda bahçesinden bir demet gül ver gönül
Gel bu sevda bahçesinden bir demet gül ver gönül
Gel şu üstü küllenmiş ateşe bir nefes ver
Gelincikler topladım yanağından dün gece
Gönlüm yine sensiz geçen akşamla hazindi
Gönlümü bir hazin hasret dağlıyor
Gönlümüzden yüzlerce sevdalı gelip geçti
Gönül telim titremiş kulak veren var mı ki
Göz nurlarının aktığı seller gibidir
Gözlerde o şehnaz bakışın busesi varmış
Gözlerin bir mavi yazdı saçların sa sonbahar
Gözlerin yemyeşil saçların sarı
Gözlerinde o sitem hüzne eşti adeta
Gözlerinde yemyeşil ilkbaharın rengi var
Hasretle yanan bahçeme gel bağrımı yakma
Hasretleri yorgun gecemin son seherinde
Her aynada bir sır var içimdeki sır sensin
Her aynada bir sır yaşanırmış ne çıkar
Her dil seni sevda ile söyler avunur
Her dil seni sevda ile söyler avunur
Her lahzada sevgin bana dünyaya bedel
Her semtiyle bir sihir sanki sırdır ISTANBUL
Her semtiyle bir sihir sanki sırdır İstanbul
Hülyalı bir gece sahilde maziyi andık
Hüzzamda bahar yazda segah kışta nevasın
İnleyen bir nağme vardı tanburunda dün gece
İnleyen bir nağme vardı tanburunda dün gece
Isfahandan gelmiş amma gülden ala çehresi
Kaidesiz adetin mutadı olur mu hiç
Mavi gözde al yanakta gül dudakta naz benim
Mermere ruh veren ince nakışta
Ne petekte nebalda ne kahvede ne falda
O şarkı söylenirken sesinde sitem vardı