Yılmaz Karakoyunlu
148 eser
Mermere ruh veren ince nakışta
Ne petekte nebalda ne kahvede ne falda
Nefesinde fesleğen teninde gül kokusu
Neşeyle geçir ömrünü bir "Can" diyenin var
Nevbahar-ı vuslatın bassın deyu ilk ayına
O pırıl pırıl yanak şamdandaki mum değil
O siyah saçından uçan yaşmağı kızıl akşamlardan örülmüş gibi
O yeşil o siyah mavi gözler
Öyle bir hevesti o geldi geçti galiba
Saçlar dökülüp omzuna güllerle donanmış
Saki yetiş efkarımı dindir bu gece
Saki yine gel kendini bir mey gibi sun
Saki yine lezzet dolu akşamlara gel
Sakin gecenin rengini almış bakışın
Sakıya sun sun ki camın cam-ı Cemdir bizlere
Saklıyor içinden geçen hayali
Sana gönlümü verdim istemem almam dedin
Saz Semaisi
Saz Semaisi
Saz Semaisi
Sen de benim gibi sevdiysen eğer gelmişi geçmişi bir yana bırak
Sen dillerde güftesin ben sazlarda besteyim
Sen gülerken güldü bahtım ta derinden gönlüme
Sen ki ferman dinlemezsin canıma canan gönül
Sen Nisansın bense Eylül sende çağlar her gönül
Senden geliyor tellerimin bir sesi varsa
Sensiz geçen baharda yüreğime çığ düştü
Sensiz geçen yıllarımı sildim artık başa döndüm
Sevdaları yorgun gecemin son seherinde
Sevdalı ela gamzede gölgen gülüyor
Sevdim seni geçmiş gelecek andı beni
Sihirden ışık var ışıktan büyü
Simsiyah gecede parlayan ışık o çakır gözünde matem mi Efem
Sine üryan geldi saki meclis artık tarumar
Sıcak bir yaz gününde dağlara kar yağar mı
Solmaz dediğin güller soldu artık bir kere
Sonbahara erdik artık gönlümüz yaz olsa da
Şöyle bir akşam üstü yanıma gelsen
Söz vardır baldan tatlı
Şu mahzun gönlümü yormayın artık
Sultanıdır ateşli bir aşk ülkesinin bu
Tam otuz yıl seninle kah ağladık kah güldük
Tende bir can canda canan derde derman bekleriz
Tende bir can canda canan dilde sultan sen misin
Uzak bir semt gibiydim gözlerinde bu akşam
Varsın bana aşkın o hazin günleri kalsın
Yadıyla uzaklarda düşer derde gönül
Yaktın bizi gül goncası bülbül sana ben harına yandım