Yılmaz Karakoyunlu
148 eser
Dillerde coşan bestede güftenle yaşarsın
Döktüğüm her damla yaştan sen kalırsın yadigar
Dönmez dediğin sevgili dönmüş geliyormuş
Dur gitme biraz kal beni aşkınla sevindir
Elveda diyorsun bir daha düşün
Eski fotoğraflarda ince bellidir kadın
Eteğinde Ilgazın şanlı tarih türküsü (ÇANKIRI)
Ey güzel sendeki bu esrar nedir
Ey saki-i gül-çehre getir bademizi
Ey saki-i gül-çehre getir bademizi
Eyvah deme dostum güneş alçaldı diye
Gah akarken hüznü eyyam-ı hazanın Göksuda
Gel bir daha candan sevelim aldanalım gel
Gel bu sevda bahçesinden bir demet gül ver gönül
Gelincikler topladım yanağından dün gece
Giderken arkanda bir şeyler bırak
Gizli bir aşkın esiri oldum eyvah neyleyim
Gönlüm kuru yaprak gibi uçmakta sana
Gönlüm yine sensiz geçen akşamla hazindi
Gönlümde aşkından bir ses bile yok
Gönlümde sevdanın ateşi söndü
Gönlümü bir hazin hasret dağlıyor
Gönlümün sultanı sensin kalbimin fermanı sen
Gönlünde sevgi dolu heyecanlı tutkulu
Göz nurlarının aktığı seller gibidir
Gözlerde o şehnaz bakışın busesi varmış
Gözlerin bir mavi derya darda kalmış gönlüme
Gözlerin bir mavi yazdı saçların sa sonbahar
Gözlerinde o sitem hüzne eşti adeta
Gözlerinde yemyeşil ilkbaharın rengi var
Gümüş bir dumanla kapandı her yer
Güzel çiçek merhaba seni almaya geldim
Hangi sevda yaktı geçti söyle mahzun bağrını
Hasretinle bunca yıl gurbette yandım
Hasretle yanan bahçeme gel bağrımı yakma
Her aynada bir sır var içimdeki sır sensin
Her kızıl gül sende aşktır bende yorgun bir hüzün
Her semtiyle bir sihir sanki sırdır İstanbul
Her tebessüm sende başlar sende sondur sevgilim
Hülyalı bir gece sahilde maziyi andık
Hüzzamda bahar yazda segah kışta nevasın
İnleyen bir nağme vardı tanburunda dün gece
Isfahandan gelmiş amma gülden ala çehresi
Kaçma canım gitme aşkım bitme sevgim dur biraz
Kalplerde yanan hale-i mehpare misin
Kirpiğimde yağmur damlacıkları
Kordonboyunu başıma yıktı gitti İzmirli kız
Mavi gözde al yanakta gül dudakta naz benim