Salih Suphi Soner
623 eser
Küsmüştü gönül her şeye bir gonca uzattın
Leyla gibi hıçkırsa ve Mecnun gibi yansa
Mecnun koşar "Leyla" diye efsaneden efsaneye
Mehlika Sultana aşık yedi genç...
Mehtaba açıp derdini inlerken uzakda
Mehtapta geçen bir gecenin hatırasından
Melekler çöl şehrine dağılsın
Memleket isterim gök mavi dal yeşil tarla sarı olsun
Merhamet ey çeşm-i ahu yaktı beni gözlerin
Mevsimlerden bir yaz günüydü
Mihnetle geçen ömrüme bir pembe şafaksın
Muğber misin hala bana sen nazlı civanım
Mümkün olsaydı tahammül hüsnünün ibramına
Mutluluk şarkımla kutlarım seni
Nayım bir uzun çağrı ki gam çağlar içimde
Nayım bir uzun çağrı ki gam çağlar içimde
Nazlı yar sen ağlama gözlerinden yaşlar akmasın
Ne bahar alemi gördüm ne yazın neşesini
Ne bahar şarkılarından bize yaz müjdesi var
Ne benim derdime aşkın gibi derman bulunur
Ne çabuk geçti baharın unutulmaz seheri
Ne geçen günleri yad et ne de atilere kan
Ne güzeldi ümitlerim kırdı gitti sevdiklerim
Ne haz var senden ayrı ne bir tad senden öte
Ne ışıkta gezeyim ne göze görüneyim
Ne kaldı ruha teselli şerabdan başka
Ne karanlıklar içinden bir ışık yükseliyor
Ne şafak rengi bulutlarda hayalin gülüyor
Ne sen varsın artık ne gözlerde yaş
Ne senin aşkını benden alacak sevgi çıkar
Ne unutmak gelir elden ne de sevmek yeniden
Ne vardı koşacak goncadan güle
Ne yazını isterim ne kışını özlerim
Neden hiç dinmiyor gözyaşların bi-çare gönlüm
Nideyim ben nideyim ben nerelere gideyim ben
Nisanda bahar müjdesi leylakla gelir
O güzel göğsünün üstündeki güller kanasın
O sanihat-ı hazinin o beyyinat-ı gamın
O siyah gözlerinin bakışını özledim
O şuh ağlar bugün kasr-ı şeref -abade geldikçe
Öldüğüm gün ardımdan kara yas bağlamayın
Öldüğüm gün hiç üzülme yas tutmadan gel kabrime
Olduğun gibi geliyorsun
Öldük ölümden bir şey umarak
Ömrüm artık sonbahardır saçlarımdan anladım
Ömrüm tükenip kahrolurum böylece her an
Ömrümce avuttun beni ruya mı nesin sen
Ömrümde hazan kalpde hüzün yaz neme lazım