Türk Aksağı
801 eser
Çehrendeki tılsımda bahar lezzeti gördüm
Cennetin ta kendisi güven huzur beldesi
Çevrende daim pervanenim ben
Cevrin yetişir sanma aman ol ki sitemkar
Cezb etti gönlüm bir serv-i kamet- nota yokCismin beni terk etse de ruhun yine dönmez
Çılgınca sevip titrediğim günleri an sen
Çınlar daha dünmüş gibi gönlümde sesin
Çırçırda Onu bekledim heyhat bugün ben
Dağlar yarimi gördün mü
Dağları aştım ben dudum
Dalgın uyuyan yareli kalbimde yerin var
Dam-ı aşka düştü divane gönlüm
Dargın gezen yar endamlı esmer
Değmez bu ömür boş yere feryada gönül
Dehrin gülüşü sahte bu ezvaka inan yok
Dervişlerin hırkasını..(Yunusun yolunda aşka vardık)
Deşme dağ-ı sine-i suzanımı
Dil bülbül olup gonce-i gülzara sarıldım
Dil sevdi seni şevk ile ey çeşmi siyahım
Dil umarken vaslını ey gonca-i nevres -nihal
Dil verdim ol gül-gonce izare
Dildarına gamzenle ne taşlar atışın var
Dilerim buse olup kalmağı her an dudağında
Din-i Muhammedin iki kurbanı
Dırvana vurdum uçdi
Doğdun yine sen gönlüme bir nur gibi şimdi
Dökmüş seherin meltemine ıtrını yıldız
Dokunduğun her şeye imreniyorum
Dün gece mey meclisinde maha benzer bir civan
Dün gece sende ben derdmende
Dün seher vaktinde gördüm bağda ol serv-i mehi (I)
Dünyam siyah akşam mıdır
Dünyaya mağrur kişi tövbeye gel tövbeye
Dünyayı saran aşka gülerdim
Durgun suda mehtab gecenin hüznünü ağlar
Durgun suya kaç sandal için indi şu mehtab
Durgun suya uygun akıyor şimdi zaman da (KÖRFEZ)
Düş ben gibi aşka sadakat ne imiş gör
Düşmüş gibi gönlüm yine bin kahr ile derde
Duydum ki şimdi o pek perişanmış
Duysam acıyan kalbimi bir lahza sesinden
Efendim nev-civansın sen
Eğmiş de başını çeşmeye gider
Ehl-i melamet oldum nihayet
El çektim artık her hatıradan
El sürmediğim dert ile peymanemi kaldı
Ela gözler beladır cana gözler