Türk Aksağı
801 eser
Munis nazarından dökülen vade inandım
Nadir bulunur zümre-i nisvan arasında
Nafile ağlayarak sızlama ağyare gönül
Naz etme gel ey meh-lika
Nazında senin özlediğim eski cefa yok
NE GÜZEL ANADOLU (Yollar pınarla dolu)
Ne yapsam ol cefakare inanmaz
Nerelerde kaldın ey serv-i nazım
Neşenle coşup renk alıyorken günlerimiz
Neşenle emeller gülüyor kalbime ey mah
Netsem neylesem ben bu aşkın elinden
Neyden dökülen nağme olup kalbine aksam
Nurunla ah döndü başım yandı gözlerim
O güzel gözlerde bir damla yaş olsam
O harab mabede ben bekçi olup kalmalıyım
O sıcak gülüşün kalbimi sardı
Ol şuh-i cefa-perveri(safa-perveri) gördüm de bayıldım(*)
Oldu mu şimdi oldu mu komşu
Oldu yine bi-çare gönül müptela-yı aşk
Oldukça zahir eyyam-ı hicran
Öldür beni sen aşkımın en tatlı çağında
Öldür beni sevmezsen eğer cilveli şen kız
Oluk başı çimen çayır
Ömrüm bu bahar mevsimi ağyar ile geçti
Ömrünce günah çek ele baktın gidiyorsun
Onüç (Tam üç) senedir aşkını ruhumda yaşattım- nota yokÖpsem de o gül-ruhlerin ruhum solacaktır
Öpsem güzelim gözlerini gözbebeğinden
Öptümdü bir gece seni en tatlı yerinden
Öyle bir yare düştü ki gönlüm
Oynar meyale bak imtiyale
Özlem benim hicran benim bunu söyler yüzüm tenim
Palandöken dağında kavalımın sesi var (*)
Palovit Şelalesi
Parlak saçını bir gececik okşayabilsem
Pazartesi haftanın ilk günüdür ilk günü
Perişan bir güzellik var yine çeşm-i siyahında
Pervane olsam dönsem bağında
Plaklarda sesini duydum da (DURSUN KAPTAN)
Rabbin bilenler hizmet kılanlar sadık olanlar yezdanı söyler
Rast geldi gönül çeşm-i sitemkar-ı nigare
Reftari nazik bi-bedel
Ruhum bir uzak hatıranın uğruna yandı
Ruhum musun ey ruh-i safa-bahşı cihanın
Ruhum nice yıl andı onu yandı yasından
Ruhum seni sevdi sana yandı sana yardır
Ruhumda baharımda açan tatlı emelsin
Ruhumda bu şeb hicr-i visalin yanıyorken