Sultani Yegah
447 eser
Bilmem ki tahammül mü çoğaldı ne bu halim
Bin yıl sürecek hatıralar kalplere dolsun
Bir anlık rüya gibi gelip geçti önümden
Bir bahar şarkısı ahengini vermiş sesine
Bir buzlu bira iç güzelim gönlün açılsın
Bir Daha Söyle
Bir fasl-ı bahar sevdası coşmuş sa içimden
Bir gören yok bilmiyorlar nerdesin
Bir gül olsam kokladıkca kalbine dalsam senin
Bir güzele aşıkım ne vefakar yar olur
Bir güzelin boynunda duran inci gibisin
Bir içim su gibi süzülüp akışın
Bir kasedir alev dolu gönlüm yana yana
Bir kırık sagar elimde ağlıyordum bir gece
Bir kış günü ceylan gibi kaçtın da önümden
Bir kuş olsam uçsam yarimi görsem
Bir ömre değil inan ki bin ömre bedelsin
Bir peri masalı kulaklarına bir bahar rüzgarı yanaklarına
Bir peri-sima güzelsin hüsnüne yokdur baha
Bir sabah gel Pazar olsun
Bir tatlı emeldin içimde adın eksilmezdi
Bir tatlı nağmene köle olmak dilerim
Bir taze heves verdi gülen gözleri nazla
Bir teravet verdi kim feyz ile dehre sonbahar
Bir vefasız yar elinden ben neler çektim neler
Bir yeşil iklim misali tatlı rüya gözlerin
Bir yol bilirim Laraya gider bu akşam
Biz Çamlıcanın üç gülüyüz
Biz Heybelide her gece mehtaba çıkardık
Bırak gülüm bırak da saçlarını..
Bu cam-ı Cemin pertevi envarına muhtaç
Bu dem bahar sonudur gülşende gül kalmadı
Bu gülzarın yine bir nev-baharı
Bu hülyalar diyarında gizli bir zevk düğünü var
Bu nasıl gam ü keder hayat mı durdu nedir (*)
Bu sevdanın şiirini ben yazdım şarkısını sen söylesen ne olur
Bukle saçlar mavi gözler kor dudaklar kırmızı
Bunca yıldan sonra sevdim aşkı tatdım ilk defa
Bütün sözler yarım kalmış tebessüm yok dudaklarda
Buyur Ey Taht-ı Risalet Şeh-i Ali Nesebi
Çal udunu lutf et güzelim dinleyeyim ben
Çamlıkdaki mehtabı denizden görelim gel
Can ü dilimiz lutf-i (Keremkar-şehenşah) ile mamur
Çaresiz bir derde düştüm gurbet eller ağlasın
Cefada marifetin çok vefayı öğreniver
Çek bir İstanbullu nefes dolsun sana rüya
Cemreler Düşer Sultani yegah Şarkı
Çeşmim elem-i hicr ile giryan olur ey şuh