Salih Suphi Soner
623 eser
Sönmeyen bir ateş söndü artık içimde
Sönmüş saçlarında son damla ışık
Sordunuz sevdiğim güzel kadını
Sorma deşme derdimi gözyaşımla avuttum
Sormayın nedir gönlümün acısı ızdırabı
Söyle gönlüm sana noldu niçin böyle yoruldun
Söylemem ben sen de sorma Allah aşkına
Söylenen şarkılar aşık gönüllere
Söylenmedik sözlerim dudağımın ucunda
Söyleyin o dilbere gönlümü versin geri
Şu gurbetin yollarından yarim gelip sormadı
Şu zayıf göğsüm içinde ne kadar yıl yaşadın
Sular karardı yüzün perde perde solmakta
Susmasın gülşen-i can bülbülü feryad etsin
Susmuş zaman susmuş dilimdeki şarkılar
Sustukça sema kalbime hicranı fısıldar
Sustukça sema kalbime hicranı fısıldar
Suya gün vursa güzel gölgeni düşmüş sanırım
Ta uzakta kuytulardan bir ses gelir haykırır
Takarım kalbime açtıkça gönül güllerini
Takılıp yıllar yılı gönlümün tellerine
Tanburda nale dilde azap gözde şulesin
Tanburla ney her gün böyle çağlıyor
Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın
Tatlı rüyalar gibi bir anda sona erdin
Tek resim senden kalan göğsümün üzerinde
Teninin pembesinin rengine daldım
Titrek bir damladır aksi sevincin
Toprak nur ezelden hamurun maye kimindir
Toz pembe sular bak gecenin rengini aldı
Ufkun kızaran rengine baktıkca hatırla
Ufuklardan ufuklara ordu ordu köpüklü mor dalgalar koşuyordu
Umdum ki gelirsin diye hep yollara baktım
Unutsan da gözlerimin mavi rengini
Unutsan da gözlerimin mavi rengini
Usandım her türlü aşktan
Usandım her türlü aşktan
Uslanmadı bu gönlüm yine aşık oldu bak
Uyuyan denizden esrar çalarım
Uzaktan duyduğum sesin yetmiyor
Uzanmış gecenin sinesine (İSTANBUL)
Varsın uyusun ömrü sorumsuz uyuyanlar
Vazgeç gönül ağlama seni kim dinleyecek
Vefayı dostlukla paylaştıran sen
Vuruldum nesine unuttum nasıl
Ya Rab beni sen hal-i perişana düşürme
Yadında mıdır gizli emellerle yanardık
Yağmur ol bir acı sonbaharla gel