Melahat Pars
37 eser
Alam-ı firakınla geçer günlerim ey yar
Avare gönül yine sensiz hicrane daldı
Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç
Bezmimizden gitti dildar ağla ey dil ağla sen
Bin dertle yanan gönlüme bir zerre deva yok
Bir an duramam yare nigah eylemedikçe
Bir gonca gülsün gönlüm bağında
Bir gül gibisin belki güzelsin daha gülden
Bir gün gelir elbette o günler ki mukadder
Bir mehtap var bir de sen
Eller ne derse desin seven gönül unutmaz
Eşi yoktur bana bir sevgili vermiş ki felek
Gecen de günün de ben olmalıyım
Geçtin yine içimden
Gönlümü başka emellerle avutsaydım
Gönlümün bahçesinde açılan gonca gülsün
Gözlerin gözümden bir an kaçmasın
Gözlerinin ışığında yanan pervaneyim
Gözüm sende açıldı yine sende kapansın
Gül mevsimi gelmişti bugün bağ-ı hezarın
Gümüş tellerle örsem saçının her telini
Her gecenin sabahı bir rüyayla yalandır
Her zaman bir olur mu ey hunriz nigahım
Hiç dinmeyen bir arzudur sana olan hasretim
Mahzun görünür gözlerin
Nağmelerinin esiri oldum coştum bu gece
Ruhum sana bir gizli geliş arzusu duydu
Ruhumda bu akşam o ilahi sesi duydum
Rüya gibi geçtiyse nasıl hızla o dünler
Sakıya mey sun ki bir gün lalezar elden gider
Sazlar kırılan gönlümüzün hüznünü inler
Sensiz yaşamaktansa ölmek evladır bana
Şu gönlümden neler çektim hep vefasız girenler..
Susuz bir çöl gibiydim sendin benim yağmurum
Yemyeşil bir bahar beklerken sevgiliden
Yine hicran ile gün bitti güneş battı gönül
Zalim beni yalnız bırakıp kaçtı bu akşam