Ağır Semai
383 eser
Eya şahenşeh-i taht-ı hümayun zib-i Osmani
Ez (Ey) gül-izar-ı rengin hoş-buy-i dil-güşa hem
Ezelden derd-i aşk-ı hüsn-i yare mübtelayız biz
Ezelden şah-ı aşkın bende-i fermanıyız cana
Fikr-i lal-i yar ile mestane kim gönlümdür ol
Firakından ciğer yandı eya dilber kebab-asa
Firakınla benim dağ-ı nihanım aşikar oldu
Firkat-i yar beni yaktı Dem-a-dem ah ü zar oldum
Firkatin sor Yakuba kim dil-i bin ah söylesin- Gahi ki eder turrası damanını çide
Garib dağlarda kaldım ben
Geçen şimdi bu yerden bad-ı ömr-i bi-kararımdır
Gel aşıka göster ey yar ruy-i mahını
Gel ey saba o gül-i hoş-nümayı söyleşelim
Gel ey sâki
Gel sevdiceğim gel meleğim gün doğuyorken
Gelince hatıra ol şuh-i istiğna melek-haslet
Gerdana nakş-ı buse-i gülgun yapıştırır
Getir saki kadeh devr et meserret vaktidir şimdi
Gönül bahçemde son güller coşarken gitme cananım
Gönül bir afet-i devranın oldu şimdi meftunu
Gönül geçti hevadan
Gönül girmekle yar aguşuna kanmaz vusul ister
Gönül sana çoktan bende serv-i nazım ne var sende
Gönül sevdi cananım bir nigahın etti mecnun
Gönül tab-aver oldu şimdi manend-i meh-i taban
Gördüm yine bir afet-i (gonce-i) nadide edayı
Göründü nev-bahar bülbül terennümle eder feryad
Görünmezse bu akşam ol meh-i taban-ı devranım
Görüp pistanların bildim kemalin gül-bedenlikle
Gösterip ruyin esir-i lal-i nab ettin beni
Gözlerinden içtiğim aşk yaktı bağrım nare düştü
Gözüm gönlüm yolun bekler usanmam ben edersin naz
Gözüm nuru cihanda sen gibi bir nev-civan olmaz
Gül bülbülü azar ediyor harı ile
Gül solar gülzar kurur bülbül susar avaz biter- Gül yüzün gülşende cana gösterirken gül güle
Gülistan-ı letafette yetişmiş bir sanevbersin
Gülistan-ı letafette yetişmiş bir sanevbersin
Güller kızarır şerm ile ol gonce gülünce
Gülşende hezar nağme-i dem-saz ile mahzuz
Gülünce gülşen-i hüsnünde güller açdı ey gülten
Günahkar cana rahmet kıl ki artık tövbekar oldum
Günaydın aşkımın ilk sonbaharından gelen yarim
Günden güne bir serv-i hıraman olacaksın
Güzelsin bi-bedelsin
Güzelsin bi-bedelsin naz-perversin dil-arasın
Hal-i ruhsarına necm-i seher ülker mi desem