İsmail Demirkıran
479 eser
Bilmem ne geçer eline
Bin derde şifa imiş senin bir tebessümün
Bin türlü cefa ile tükendi
Bir afet-i Leyla gönle girince
Bir bahar rüzgarı eser gibiydi
Bir bakış bir gülüş kalpleri bağlar
Bir çift gözün ardından yıllar yılı koşmuşum
Bir esmer yüzünden düştüm bu hale- Bir esmeri sevmiştim o da sevse demiştim
Bir garip geliyor bana bu şehir
Bir gece geliver özlemler bitsin
Bir gün yine göz göze gelirsek seninle
Bir günü paylaşsak seninle ikimiz
Bir kerre göründün kayboldun neden
Bir rüzgar ver Tanrım bulutlar dönsün
Bir seni gördü gözüm başkaları yalanmış
Bir sitemin zehriyle içimden yaralandım
Bir sitemin zehriyle içimden yaralandım
Bir tatlı söz bir güler yüz yeter bana can bulurum
Bir vefasız yar elinden ben neler çektim neler
Biz uzak olsak da gönlümüz yakın
Bırak her şey öyle kalsın
Bırakalım kırgınlığı unutalım dargınlığı- Bırakıp da kaçana söyleyecek sözüm yok
Bırakıp giderken ardından solgun bir yüz
Boş bir sandal gibiyim yolum yönüm belli değil
Boşuna uğraşmış şu gönlüm meğer alışmak ne zormuş yar özlemine
Bu aşka tehammül isteme benden
Bu hayatın kışına ve yazına
Bu kadar üstüne düştüm de ne oldu
Bu mevsim de sensiz geçti hasretimi ah bilebilsen
Bu sevdanın adını hayatımın tadını
Bülbülün çektiği dilinin belası
Bunca yıl hasretle sana meylettim
Büyüklenme insanoğlu ölmemeye çare var mı
Çalınca kapını hazan mevsimi
Çekilecek derd olsan katlanırdım severek
Çekilmez hayatın gamı tasası
Ceylan gözler umutların pınarı
Ceylan gözlüm neden benden kaçarsın
Çileli gönlümü terkedip gittin
Çılgın gibi koşma gönül
Çok eski bir yareyi yeniden tazeledin
Çözemedim güzel seni
Dalıyordu gözlerin bazan belli belirsiz
Dallara al çiçekler dağlara kar yakışır
Deniz gibi dalgalı ardımda kalan
Derdinden dillere düştüm düşeli