Cinuçen Tanrıkorur
490 eser
Bırak merhem süren dostum yaram merhemle bağdaşmaz
Bosnadaki bayram sabahı rüzgar amansız bugün
Bu ben miyim kara kurşun boşaltır aklarıma
Bu demdir tabımın devr-i melali
Bu demdir tabımın devr-i melali
Bu gece garipsi bir hali var yıldızların
Bu gönül tahtını kırdınsa da kurdun sayarım
Bu sabah doğan güneş sevinçli bizim kadar
Bu son karanlığa gövdem dalınca tek başına
Bugün yavaş yavaş ak coşup da dönme sele
Bülbül ki aşiyan-ı fenayı koyup gider
Bülbül ki aşiyan-ı kadimi koyup gelir
Bülbül olmaz bu dilin nağmesi
Bunda gelen eğer pir ü civandır
Buseler vad eylemiştin aşık -ı hayranına
Büyük Itriye eskiler derler bizim öz musıkimizin piri
Çağ geçti gün tükendi ömür bitmek üzredir
Çal ben de olup ah larımla sana demsaz
Çalabım bir şar yaratmış iki cihan aresinde
Camlarda nakışlar belirirken yine yer yer
Can bu tenden gitmedikce pervaneyim Kurana ben
Candadır sevdiğimiz dağda beyabanda değil
Cenab-ı Pakine layık amel yok
Cenaze Marşı
Çisil çisil bir mehtap huzmesindeydi yüzün
Çok insan anlayamaz anlayamaz eski musıkimizden
Çok mu gördün bana birkaç gece mehtabı felek
Çölde savrulmak için rüzgar uman kum gibiyim
Dağıtır bad-ı saba serde heva perdesini
Derd istiyorum sanma ki derman ararım ben
Dil derdini gamınla dil-efgar olan bilir
Dildedir mihrin ko hâk olsun yolunda cân ü ten
Dilerim bakmaya Rabbim yüzümün karesine
Dilşikarım sen esir ettin dil-i naşadımı
Dinleyen her zerreye binbir zerreye binbir hitabım var
Doğum günün kutlu olsun
Dönüyor cazibe-i aşk ile alem her an
Dünya çilesine cennet huzuru
Düşeli derd-i firakın ile sevdaya meye
Düştü bir dağ gibi sevdası onun
Düştü can mülkü şükür bir nice sultan eline
Düştük yola her nefeste canan diyerek
Duyulur bahar yelinden açılan o son seferde
Ecdadın eski yurdunu çoktandır özledim
Ela gözleri dalgın geniş alnı sararmış
Elinle ağrımı kestin dilinle sancımı sen
En muhteşem sevda o ki yar görünmez
Enbiya kadrini yurdundakiler bilmediler ( Destan )