Alaeddin Yavaşça
624 eser
Bir ses bütün hayatımı hicrana bağlıyor
Bir sisli mazi canlanır kederli hayallerimde
Bir tek bakışı hançer olup işledi cana
Bir ümit doğdu bütün kalplere yorgun geceden
Bir uzak gölgede açmış yanıyor son gülümüz
Bir varmış bir yokmuş masal şu hayat
Bir yanardağsın sen alev neyine
Bir yanda o aşk ömrümün en tatlı düşü
Bir yar adı kazdım deli gönlümdeki tunca
Bir yaz akşamı bir ılık rüzgar
Bir yaz gecesi aşkımızın bahçelerinde
Bir yıl daha bir anda mazinin malı oldu
Bir yılda tam dört mevsim var
Bir zamanlar sana aşık sana sevdalı idim
Boğaziçi bir yüzük İstinye onun taşı
Boğaziçi şen gönüller yatağı
Boş yere ömrü tükettim dem-be-dem avareyim
Bu akşam yine neden bakışların derinde
Bu nazlar yalvarışlar görünmüyorsun neden
Bu şarkı sana ait sevgili dinle
Bu tatsız akşam saatinde
Bulabilsem izini düşerim yollarına
Bülbül-veş figan eyler aşık vakt-i seherde
Bülbüller öterdi gezdiğin yerde
Bülbüllerin ah ettiği bir yaz gecesinde
Bülbülün çilesi yanmakmış güle
Bulutlar ağlıyor gökler karardı
Bulutların kızardığı o akşam saatlerinde
Buna zulüm denir gönül dilinde
Bunca yıl çok mutlu olduk seninle
Bütün bir gençliğim avare aşkınla harab oldu (*)
Bütün özlediklerim aradıklarım sende
Çağla yayım çağla sazım durma sen çağla
Çalınsın aşktan yana mutluluk şarkıları
Can ellerinden gelmişem fani mekanı neylerem
Can ü dilde hane kıldın akıbet
Canan aradım sende meğer can imişsin sen
Canımsın sen ruhumsun sen benimsin
Çaresiz dert gibisin yüreğimi dağladın
Çiçeğe ormana bağa denize ovaya dağa
Cihanı gark eden baran değil eşk-i revanımdır
Çıkıver vadiye bir akşam üstü
Çıktı çayıra kuzu güldü kırların yüzü
Çocuk düşünüyor bulut olaydım keşke
Çok aradım sordum sizi bulamadım izinizi
Çok dolaştım görmedim hiç dengini
Çok özledim gitme hemen gönül çalmaya mı geldin
Çoktan ey saki gelip sinemde mihman olmadın